Biyogüvenlik, Salgınlara Erken Uyarı Sistemleri ve Kimyasal/Radyoaktif Acillere Hazırlıklar, özellikle Pandemi ile birlikte TÜM DÜNYANIN GÜNDEMİNE GİRMİŞTİR.


Bu amaca hizmet için, Klinik Laboratuvarların Ülke Sağlık Güvenliğindeki Stratejik Rolü
Son yıllarda COVID-19 pandemisi, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi, maymun çiçeği (mpox), kuş gribi (H5N1), Ebola ve çok ilaca dirençli bakterilerin yayılımı; biyolojik tehditlerin yalnızca sağlık sistemlerini değil, ülkelerin ekonomik, sosyal ve ulusal güvenliğini de doğrudan etkilediğini göstermiştir.
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), biyolojik olayların artık yalnızca enfeksiyon hastalıkları kapsamında değil, küresel sağlık güvenliği perspektifiyle değerlendirilmesi gerektiğini vurgulamaktadır.
Bu süreçte klinik laboratuvarlar, yalnızca tanı koyan birimler değil; biyolojik tehditleri ilk fark eden, salgınları erken haber veren ve kimyasal-radyasyon olaylarında sağlık sistemine yön veren stratejik merkezler hâline gelmiştir.

Biyogüvenlik ve Biyolojik Tehditlere Hazırlık :
Biyogüvenlik (Biosafety); İnsanları, çevreyi, laboratuvar çalışanlarını biyolojik ajanlardan korumaya yönelik tüm uygulamaları kapsar.
Biyoemniyet (Biosecurity) ise; biyolojik materyallerin kötü niyetli kişilerin eline geçmesini önleyen güvenlik önlemleridir.
Bu iki kavram birbirini tamamlar.
Olası biyolojik tehditler :
* Yeni ortaya çıkan virüsler
* Biyoterörizm ajanları
* Antibiyotik dirençli bakteriler
* Genetik olarak değiştirilmiş patojenler
* Laboratuvar kaynaklı kazalar
CDC’nin ( Centers for Disease Control and Prevention ) sınıflamasına göre;
Kategori A ajanları;
* Bacillus anthracis (Şarbon)
* Yersinia pestis (Veba)
* Francisella tularensis
* Botulinum toksini
* Çiçek virüsü
* Viral hemorajik ateşler en yüksek biyolojik tehdit grubundadır.
Klinik laboratuvarların görevi
Laboratuvarlar;
* doğru örnek alma
* güvenli taşıma
* uygun izolasyon
* hızlı tanı
* ulusal referans laboratuvarlarına bildirim süreçlerinde kritik rol oynarlar.

BSL-2, BSL-3 ve gerektiğinde BSL-4 ( BSL BioSafetyLevel ; Biyogüvenlik Seviyesi ) laboratuvar standartlarının uygulanması , hayati önemdedir.
Salgınlara Erken Uyarı Sistemleri :
Bir salgın başlamadan önce laboratuvar verileri alarm vermeye başlar.
İşte burada biyokimya uzmanı devreye girer.
Laboratuvar erken uyarı göstergeleri için bir simülasyon yaparsak Örneğin;
Bir şehirde;
* CRP değerleri yükseliyor
* Prokalsitonin artıyor
* Lenfopeni görülüyor
* Ferritin yükseliyor
* D-dimer artıyor
aynı dönemde
PCR pozitifliği yükseliyorsa;
henüz klinisyenler fark etmeden laboratuvar, salgının başladığını gösterebilir.
Yapay zekâ destekli erken uyarı da bu konuda büyük yardımcı olacaktır.
Geleceğin laboratuvarlarında;
* Delta Check
* Büyük veri analizi
* Makine öğrenmesi
* Otomatik alarm sistemleri
sayesinde;
laboratuvar bilgi sistemi bize uyarı bulgularını verecektir; Örneğin varsayalım : “Bu bölgede influenza beklenen sınırın %250 üzerine çıktı.”
şeklinde otomatik uyarılar verebilecektir.
Bu sistemler; COVID-19 sırasında birçok ülkede başarıyla kullanılmıştır.
Sentinel Laboratuvarlar : Her ilin belirli laboratuvarlarının; haftalık verileri; Sağlık Bakanlığına gönderildiğinde; ülke çapında erken uyarı haritaları oluşturulabilir.
Kimyasal Acillere Hazırlık da önemlidir.

Kimyasal olaylar ise ;
* endüstriyel kazalar
* yangınlar
* pestisit maruziyetleri
* ağır metal zehirlenmeleri
* siyanür
* karbonmonoksit
* organofosfatlar gibi birçok nedenle gelişebilir.
Klinik biyokimya Laboratuvarının rolü çok önemlidir. Topluma yön vereceği gibi Ülke güvenliğine de yön verir.
Klinik Biyokimya Laboratuvarı ; dakikalar içinde;
* Kan gazı
* Laktat
* Karboksihemoglobin
* Methemoglobin
* Kolinesteraz
* Elektrolitler
* Böbrek fonksiyonları
* Karaciğer testleri ile doğru tedaviye yön verir.
Örneğin; yüksek laktat; siyanür zehirlenmesinde erken uyarıcı olabilir.
Radyolojik – radyoaktif Acillere Hazırlık da Ülke ve toplum sağlığının korunmasında önem arzeder. Özellikle,
Nükleer kazalar;
Radyolojik saldırılar;
Radyasyon sızıntıları; Her zaman sağlık sistemini hazırlıklı olmaya zorlamaktadır.
Laboratuvarın bu durumlarda da görevi
İlk saatlerde;
* Tam kan sayımı
* Lenfosit sayısı
* LDH
* CRP
* Elektrolitler
* Kreatinin takibi yapmak olmalıdır. Bu göstergeler radyasyon dozunun değerlendirilmesine yardımcı olur.
Uzun dönem Radyasyon maruziyetinin izleminde ise :
* Tiroid fonksiyonları
* Kanser belirteçleri
* Sitogenetik analizler
* DNA hasarı biyobelirteçleri önem kazanır.

Yapay Zekâ ve Gelecek
Yakın gelecekte; Laboratuvar Bilgi Yönetim Sistemleri ( LBYS ) :
yapay zekâ desteğiyle;
* salgınları
* biyolojik saldırıları
* kimyasal maruziyet kümelerini otomatik olarak tanıyabilecek seviyeye ulaşacaktır.
En stratejik hekim durumundaki Klinik biyokimya uzmanı; sadece test sonucu veren kişi değil; ülkenin biyolojik erken uyarı sisteminin önemli bir parçası olacaktır.
Sonuç olarak ; Biyolojik tehditler, salgınlar, kimyasal ve radyolojik aciller; yalnızca sağlık sektörünün değil, ulusal güvenliğin de temel konuları arasındadır.
Klinik laboratuvarlar; doğru tanı koymanın ötesinde, biyolojik olayların erken fark edilmesi, salgınların izlenmesi, kimyasal ve radyolojik maruziyetlerin değerlendirilmesi ve sağlık sisteminin dayanıklılığının artırılmasında ülke güvenliği için büyük bir stratejik rol üstlenmektedir.
Gelecekte yapay zekâ destekli laboratuvar bilgi sistemleri, büyük veri analitiği ve ulusal sürveyans ağlarının gelişmesiyle klinik biyokimya uzmanlarının bu alandaki sorumluluğu daha da artacaktır. Sağlık güvenliğinin güçlendirilmesi, yalnızca modern cihaz yatırımlarıyla değil; eğitimli insan gücü, güçlü biyogüvenlik kültürü ve bilimsel iş birliği ile mümkün olacaktır.
Yarına hazır olmak yetmez, ertesi güne de hazır olmalıyız! 


