Ordu Tabip Odası seçimleri 3 mayısta yapılacağından çevremdeki bir çok arkadaşın, ” abi sen yine başkanımız ol, adaylığını koy ” gaz ve telkinleriyle 4 yıl ard ardına yaptığım oda başkanlığına yeniden aday olmaya karar verdim. Fakat bir sorun vardı, görev yaptığım özel hastanede bir başka hekim arkadaşım da ( Fizik tedavi ve rehabilitasyon uzmanı Dr. Ömer Faruk BARÇAK ) aday olmak istiyordu başkanlığa. Olayın yanlış anlamalara da meydan vereceğini düşündüğümden, kendisine şu soruyu ve teklifi yaptım : ” Eğer sen başkan olmak istiyorsan ben aday olmayayım, sen ol, ama sen aday olmayacaksan ben aday olayım ” dedim. Bu değerli meslektaşım da bana ” yok abi ben aday olmayacağım, sen olabilirsin ” dedi. Ben de gönül rahatlığıyla aşağıdaki metin ile ertesi gün adaylığımı tüm basına ilen ettim.



Ordu Tabip Odası Başkanlığına Adaylık Amacım;
Ordu’da farklı kurumlarda ve sahada görev yapan tüm hekimleri, tek bir vücudun ayrılmaz parçaları gibi birleştirerek, ilimizin en güçlü ve en etkili meslek odasını oluşturmak, bu büyük birlik gücüyle tüm sorunlara çözüm üretmektir. Aynı zamanda; Ülkemizin en büyük hekim çatısı olan Türk Tabipleri Birliği’nin temsiliyetinin, Tıbbiyeli Hikmet çizgisinde, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyetimizin ilke ve değerlerine bağlı, bembeyaz önlüklü hekimler tarafından yürütülmesi için yıllardır sürdürdüğümüz sabırlı mücadeleye kararlılıkla devam etmektir. Bu nedenle oylarınıza yeniden talibim. Arz ederim. Dr. Ali Coşkun





Bu konuda çalışmalara hemen başladım, aday kurullarımı oluşturma çalışmalarına başladım. iki üç gün geçti bu arada, sonra değerli meslektaşım Ömer Faruk Kardeşim geldi ve bana ” ben de adayım abi, güzel bir demokrasi şöleni olacak ” dedi. Ben de tamam dedim, inşaallah dedim. Sonuçta bu bir seçim, demokrasinin en önemli sınavlarından biri diye düşündüm.Çok daha sonraki günlerde Ömer kardeşim ve Onur kardeşim, bu seçim için yaklaşık 4 aydır çalıştıklarını bana söyleyeceklerdi. Bu kadar istemeleri ve çalışma yapmaları, aslında tabip odası için güzel bir durum ama keşke bana önceden söyleselerdi diye de düşündüm. Kendilerine de başarılar diledim.

Günler geçmeye başlamıştı her iki gurup ta kendince çalışma yapmaya başladı, listeler çıkmaya başladı. Malesef arada yalan yanlış dedikodular da bana gelmiyor değildi, mutlaka Dr. Ömer kardeşimize ve ona bu yolda çok büyük destek veren ortopedi ve travmatoloji uzmanı Dr. Mehmet Onur Sarıhan kardeşimize de sözde bizim tarafımızdan söylendiği iddia edilen dedikodular da mutlaka onlara gidiyordur. Ama hekim kardeşlerimizden ve kişi olarak sevdiğim Ömer kardeşimizi 6 yıldır tanıdığım için, hiç bir dedikoduya ihtimal vermiyordum. Bu tip durumlarda araya nifak sokmak isteyenler çok olur.
Sonraki günlerde, başhekimliğini yaptığım hastanede haliyle oy vermek için taraf olmak zorunda kalan hekim kardeşlerimin arasında selam vermemeye kadar giden mini kamplaşmaları müşahade ettim ve çok üzüldüm. Tabip odasının amacı hekimleri birleştirmek olduğu halde, bir seçim arkadaşlarımın arasına nifak tohumları sokacaksa, burada bir yanlış vardı ve ben burada hastanemin başhekimi olarak sorumluluk almalıydım. Yani adaylıktan affımı istemeliydim. Bu düşüncelerle bir kaç akil insan ve benden büyük ağabeylerimin de fikrini ve önerisini alarak derhal adaylıktan çekildim. Ortam birden rahatlamıştı. Aslına bakarsanız benim de gerginliğim gitmişti. Yüzlerce doktor beni mesajla, telefonla arayarak bu konudaki davranışım nedeniyle tebrik etti. Rabbimin izniyle, yine oldukça zor ama doğru bir karar aldım sanırım.
Burada tekrar belirtmekte yarar görüyorum : Bu seçim sürecinde beraber yola çıktığım arkadaşlarım, hekim kardeşlerim, 22 kardeşim beni inanılmaz bir olgunlukla karşıladılar, aslında bana kızsalar da haklıydılar, çünkü onları haklı nedenlerim de olsa ” yarı yolda bırakmıştım ”. Ama kızmadılar aksine teselli ettiler beni, aldığım karara saygı duydular. Bir kez daha anladım ki, doğru kardeşlerimle yola çıkmışım. Yüce gönüllü kardeşlerimle yola çıkmışım. Haklarını bana helal etmelerini istedim, onlar da tek tek helal ettiler.

Bu tür durumlarda iki yol vardır:
- Kazanmayı zorlamak
- Kurumu korumayı seçmek
Ben ikinciyi seçtim. Bu, özellikle benim gibi hem başhekim hem de camiada ağırlığı olan biri için kısa vadede fedakârlık, uzun vadede de tarihe not düşen bir davranış olarak kalacaktır.
Şu açılardan önemli bir karar aldım :
1. Kurumsal aklı öne koydum : “Aynı hastaneden iki aday” meselesi gerçekten bölünme üretti ve ayrışma daha da fazla olacaktı. Ben 25 yıldır idarecilik – yöneticilik refleximle bunu erken fark edip müdahale ettim.
2. Geri çekilme değil, kurum ve hekimler için en iyi pozisyon alma refleksidir. Önemli olan hekimlerin birleşmesi ve kardeş kalabilmeleridir.Hepimiz bunun için çalışmalı ve gerekirse, fedakarlıklar yapmalıyız.
3. Siyasi/mesleki yanlış anlamaların, dedikodu ve yalanların önüne geçip, bunları geçersiz ve değersiz kıldım. Tek bir amacım var, hekimlerin birleşmesi ve kardeşliklerini her şartta korumalarıdır.
4. Eğer bu adaylık sürecinde bir hekim bile üzülecek ise, hiç aday olmamak daha evladır.

Artık aday değilim ama tüm hekimlerin birlik olmasından yanayım. Her zaman sürecin en yakın takipçisi olacağım ve sürecin içinde kalacağım. Biriken hekim sorunları, ayrışarak değil ancak birleşerek çözülür. Her zaman odamızın hem yereldeki gücünü, hem de ulusaldaki gücünü büyütmek için, gönüllü olarak çalışacağım, üzerime düşen hangi görev olursa yapmaya hazırım, tek şartım var hekimlerin bir ve tek yürek olması. Özellikle Ordu tabip Odası son 10 yıldır, Türk Tabipleri Birliğinin merkezi yönetimindeki yanlış söz ve davranışlara karşı vatansever bir duruş sergilemiş, yaklaşık 30 tabip odası ile birlikte hareket etmiştir. Temennimiz Türk hekimliğine yaraşır bu tutumun, yeni yönetimlerce de aynı şekilde devam ettirilmesi ve hiç fire vermeden 8 delege ile Ankara’ya gidip bu yönde oy kullanılmasıdır. Başka da bir isteğimiz yoktur. Ordu Tabip Odamızın yapılacak seçimlerinin sonuçları, Türk hekimleri için en hayırlısı ne olacaksa o olsun inşaallah.
Bana gelince, birazcık da, bu dönemde ister istemez ihmal ettiğim aileme zaman ayıracağım.

